Hapı yuttuk
Dünyanın en pahalı arabasını, en pahalı benziniyle kullanıyoruz; en pahalı elektriği ile televizyon seyrediyoruz; en pahalı doğalgazı ile ısınıyoruz... Dünyanın en ucuz ilacını alabileceğimiz söylenmişti, inandık. Aslında en pahalısına bile razıyız. Yeni düzenlemeler nedeniyle aranan ilaçların önemli bir bölümü yok. Çoğu hastanın durumu kritik. Siz siz olun sakın hasta olmayın.
Türkiye'nin yapısal sorunlarından biri sağlık... Özellikle dar ve sabit gelirliler, sosyal güvenlikten yoksun yoksul insanlarımız için hasta ve hasta sahibi olmak tam bir çile. Sabahın köründe hastanede kuyruğa girmek, hastanelerde elinize tutuşturulan reçete veya kağıtlardaki ilaçları veya tıbbi malzemeleri bulabilmek, onları alacak parayı denkleştirmek, sevk alabilmek; değişmez bir kader.
Her yeni hükümet cebinde bir sağlık reformuyla gelir ancak yapılan her düzenleme yeni bir krize dönüşüverir. Hükümetin ilaç giderlerinizi azaltmaya yönelik düzenlemesi de aynı şekilde bedelini vatandaşın ödediği bir kriz halini aldı. 2009 sonlarına doğru başlayan kriz, tırmanarak yeni yıla da taşındı.
Peki, bu duruma nasıl düştük? Sosyal Güvenlik Kurumu'nun her yıl artan giderleri devletin bütçesinde en büyük yükü oluşturuyor. Zam yaparak bu deliği kapatmak mümkün olamayınca sistemin tümden elden geçmesi daha uygun görüldü. En büyük ilaç alıcısı devlet... Türkiye'nin yıllık reçeteli ilaç harcaması 10 milyar Dolar. Bunun 1,5 milyar Dolar'ı vatandaşın cebinden, 8,5 milyar Dolar'ı devletin cebinden çıkıyor. Hükümet, 18 Eylül`de orijinal ve jenerik ilaç fiyatlarında indirime gitti. Buna göre, Türkiye`de jeneriği olan orijinal ve jenerik ilaçların fiyatlarının, ilaç fiyatlarının en ucuz olduğu beş Avrupa ülkesindeki referans fiyatın en fazla yüzde 60`ı kadar olması kararlaştırıldı. İlaç fiyatlarında yüzde 60 indirim sağlayan karar kapsamında, 700 kalem ilaca uygulanan kamu iskontosu da yüzde 11'den yüzde 24'e çıkarıldı. Böylece 3 bine yakın ilacın daha ucuz satılmasının yolu açıldı. Bu ilaçlar arasında yüksek tansiyon, kanser ve şeker hastalığı ilaçları da bulunuyor. Bu durumdan devletin tasarrufu yaklaşık 2 milyar Dolar'a ulaşıyor.
İlaç üreticileri yeni uygulamayla birlikte kar marjlarının düşeceğini bununla birlikte sektörde kapanma, birleşme veya satın almalar yaşanacağını belirterek karara itiraz etti. Eczacılar ise stokta kalan ilaçlar nedeniyle zarar edeceklerini, kar oranlarının düşmesiyle de gelirlerinde yüzde 30'luk bir azalma olacağını savunarak isyan etti. Türkiye genelinde 24 bin eczane sahibi, 4 Aralık tarihinde bir günlük kepenk kapatma eylemine gitti.
1990'lı yıllarda yüzde 30 olan ithal ilaç oranının son yıllarda yüzde 70'lere kadar çıkmasıyla sektörde yabancılar tekel haline geldi. 2005 yılında ilaç pazarı tamamen yabancıların hakimiyetine geçti.
İthalat durdu, stoklar kısa sürede bitti. Yaklaşık 120 çeşit ilacın satışının durduruldu. Hayati önem taşıyan, kanser ilaçlarının bazıları, insülinler, astım ilaçları, kan sulandırıcılar, böbrek ve osteoporoz ilaçları, bazı antibiyotikler ve daha birçok ilaç piyasada bulunamaz oldu.
Şu anda bulunmayan ithal ilaçlar yerine eş değerleri alınıyor. Bunların da kısa zamanda tükeneceği söyleniyor. Bazı ithal ilaçlarınsa eşdeğerleri zaten yok. Birçok hasta için ilaca ulaşamamak, ölümle sonuçlanabilecek. Örneğin kanser tedavisinde 3 günlük ilaç gecikmesi hastalığın 2 misli ilerlemesi ve direnç kazanması anlamına gelirken, tedavi de bu süreçte geriliyor.
Piyasada bulunamayan ilaçlardan bazıları şunlar: Accuzud (Hipertansiyon); Akineton (Parkinson); Aldactazide (Hipertansiyon); Aranesp (Kronik böbrek yetmezliği); Cerezyme (Gaucher hastalığı); Clexane (Tromboemboli tedavisi); Doxorubicin (Kanser tedavisi); Glivec (Kronik lösemi tedavisi); Ketosteril (Kronik böbrek yetmezliği); Minirin (Tip 1 diyabet); Proscar (Prostat tedavisi); Rytmanorm (Taşıkardi); Salofalk (Ülseratif kolit ve chron tedavisi); Sandim (Organ naklinde vücudun reddini önlemek); Thalidomide (Multibl miyelomda kemoterapotik)
Bir de marketlerde ilaç satılması tartışması ortaya çıktı. Örnek verilen ABD'de yıllardır uygulanan sistemde, market, süpermarket ve kişisel bakım ürünleri satan mağazalarda "eczacı gözetiminde" tüm ilaçlar satılabiliyor. Eczacılar bu durumun halkın sağlığını tehlikeye atacağını savunuyor. İddiaya göre marketlerde ilaç satılmaya başlanmasının ardından ABD'de olduğu gibi ateş düşürücüler, göz damlaları, uyku düzenleyicileri, bağırsak yumuşatıcı gibi pek çok ilacı SGK ödemeyecek.
Son durum: İlaç krizine "şimdilik" nokta kondu. SGK'nın eczanelerle yaptığı ilaç alım protokolünü tek taraflı feshetti. Karar Danıştay'dan döndü.
Tavsiye: Aman hasta olmayın.
|