Her Platformda İçerik Üretimi ve Yönetimi

Merhaba,

İşim gereği pek çok şirketin tarihçesini, pek çok başkanın mesajını okumak
zorunda kaldım. Hatta bazılarını yazdım. Okurken heyecan duyduklarımın sayısı sınırlı ne yazık ki… Umarım ben sizi heyecanlandırmayı başarırım.

Ben gazeteciyim. Meslek hayatımda günlük gazetecilik, haftalık ve aylık dergicilik, televizyonculuk yaptım. Muhabirlikten yayın yönetmenliğine ve köşe yazarlığına uzanan bir alanda faaliyet gösterdim. “Dünyanın en güzel mesleği nedir” deseler “Gazetecilik” derim. Birilerine soru sorma hakkı ve öğrenmek zorunluluğu ile başkalarına haber ve bilgi iletebilme ayrıcalığı kaç meslekte vardır bilmiyorum.

İndeks2001 yılında krizin tam da ortasında, içeriğin ne olduğunun hala anlaşılmadığı ve pek de prim yapmadığı  bir coğrafyada, inanmışlık ve adanmışlıkla kuruldu. “İçerik üretmek ve içerik yönetmek” mottosuyla yola koyulduk. Bu cümleyi ilk kurduğumda, ardından en az 10 cümle daha kurmak zorunda kaldım; içerik nedir ve neden üretilir, haydi diyelim ki üretildi, neden yönetilmesi gerekir…

İndeks, dönemin şartlarında, evimin alt katında kuruldu. Çok komik günlerimiz ızdıraplı anlarımız iletişim tarihine kazınan projelere ait unutulmayacak anlar oldu. Hepsi çok güzel ve değerli. Ne zaman aklıma gelse yüzümü gülümseme, ruhumu sıcaklık kaplıyor.

Ben artık kendime “Gazeteciyim” demek yerine, “İletişimciyim” diyorum. 2001 yılında içerik üretip yönetmeyi kurumsal ve baskılı mecrada yapıyorduk, iletişim öyle hızlı gelişen bir alan oldu ki, imaj dergileri kurumsal eğitim dergileriyle zenginleşti, kurumsal konferanslara başladık, içerik üretimini yüz yüze platforma taşıdık, konferans içerikleri ve yönetimlerine daldık. Türkiye’nin ilk ve tek “exclusive” yerli konuşmacı ajansını kurduk. Yetmedi bir de görsel ajans kurduk. Görsel bizim için bir içeriktir. Fotoğrafçıları, video ekiplerini ve prodüktörleri bir çatıda topladık. Televizyon programları yaptık, yapıyoruz; ses getirdik, getiriyoruz.

Derken teknoloji bizi daha fazla terletir oldu… Elektronik ortamda da içerik üretmeye başladık. Elektronik içeriği, göz açıp kapayıncaya kadar dijital içerik de izledi. Başarı hikayeleri, web sitesi içerikleri, ders notları, konuşma metinleri, aklınıza ne gelirse… Giderek iddialı olduk. Bir süre sonra kurumsal iletişim alanındaki çalışmalarımızı yatırımcı ilişkileriyle zenginleştirdik. Faaliyet raporları na yoğunlaştık. Peşi sıra uluslararası ödüller geldi. İlk ödülü almak için döktüğümüz gözyaşı bizde kalsın, bugün sevgiyle ve tebessümle anıyoruz. Birinci ödül, ikinciyi, ikinci diğerlerini ve pek çoklarını getirdi.

Teknolojinin başlattığı değişim, ekonomik depremle devam etti. 2001’de krizde kurulmuştuk. 2008 ekonomik depreminde işlerimizin hemen hepsinde ve kurumsal kimlik çalışmalarında devrim niteliğinde değişiklikler yaşadık, değişime ayak uydururken, Heraklitos’un ünlü sözünde olduğu gibi değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu içselleştirdik. Projelerimizi derinleştirdik, çeşitlendirdik, mecraları ve araçları birbiriyle entegre ettik.

Ve iş hayatındaki deneyimlerimiz arttıkça, ülkemizdeki krizlerin ne ilk ne son olduğunu öğrendik. Yine ülkemizde 1 yılın bir başka coğrafyanın neredeyse 10 yılına eşit olduğunu anladık. Hızlı ve temkinli hareket etmeyi rutinimize etkledik. 

İndeks tüm konsantrasyonunu kaliteli içerik üzerine kurguladığı için yeniliklere korkusuzca yelken açtı, denemekten ve doğruyu yakalamaktan kaçınmadı. Çalışmalarını eşzamanlı ulusal ve uluslararası arenada yoğunlaştırdı. Her sektöre yayıldı, telekomdan demir çeliğe, gıdadan finansa, sağlıktan gayrimenkule uzanan geniş yelpazede içerik üretti ve yönetti.

Bu süreç içinde çalışmalarımızı şu faaliyet alanlarına adresledik: 

Mecra bağımsız içerik üretimi

İletişim danışmanlığı 

Konuşmacı Ajansı

Medya Eğitimleri

Online içerik satışı

Bu yazının başında artık “İletişimciyim” dedim. İndeks’te ben ne/kim miyim? Bakmayın “başkan mesajı” yazdığıma. Birisinin başkan olması gerekiyor. İndeks’te kurucu/muhabir/iletişimci olarak çalışıyorum. Her taşın altında beni bulabilirsiniz. Sınırsızlıkla özelin buluştuğu noktada duruyorum. İşimi çok seviyorum. İşini sevmeden yapanlar için üzülüyorum. Hiçbir gün işime giderken ayaklarım geri geri gitmedi. “Bugün de bir geçse” diye güne başlamadım, “bugün de geçti çok şükür” diye günü sonlandırmadım. Yaptığım her işle ilgili heyecan duydum, heyecan ve merak duymayan insanları hiç anlamadım. Hiçbiri ilgimi çekmedi.

“Sen deli misin?” diyenlere çok rastladım, güldüm ve ciddiye almadım, “Peki senin gibi böyle garip düşünenler var mı?” diyenler oldu, yılmadım inananları buldum ve birlikte çalışmaya çalıştım. İndeks’i bugün güçlü kılan bu değerleri paylaştığım arkadaşlarım.

Bugün, “Mutlu musun?” diye sorarsanız, “Çok mutluyum” derim. İşinizi sevin ya da sevmeyi öğrenin. Verebileceğim en önemli mesaj bu olsa gerek.

Yaprak Özer
İndeks İçerik İletişim Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı
Gazeteci, Yazar