Skip to content

Kurumsal iletişim uzun yıllar boyunca markaların görünürlüğünü artırmaya odaklandı. Ardından gündeme bilinirlik geldi; son yıllarda ise bulunabilir olmak dijital dünyanın en önemli hedeflerinden biri hâline dönüştü. Bugün ise bu üç kavramın yanına yeni bir gerçek ekleniyor: Yapay zekâ.

Artık markalar yalnızca insanların yaptığı aramalarda değil, üretken yapay zekâ sistemlerinin verdiği yanıtlarda da yer almak istiyor. Bunun yolu ise yalnızca SEO çalışmalarından değil; doğru yapılandırılmış içerikten, güçlü kurumsal itibardan, tutarlı iletişimden ve güvenilir dijital varlıktan geçiyor.

İndeks İletişim’in danışman yazarları ve konuşmacıları, iletişim dünyasını etkileyen bu dönüşümleri farklı disiplinlerin bakış açılarıyla ele alıyor.
Ali Rıza Değer‘in bu yazısı da markaların yapay zekâ çağında neden görünür, bilinir ve bulunur olmayı yeniden düşünmesi gerektiğine odaklanıyor ve iletişim stratejilerinin geleceğine ilişkin önemli değerlendirmeler sunuyor.

 

Yazı: Ali Rıza Değer

Bildiğiniz gibi, üretim veya hizmet alanlarındaki sektörel rekabet ortamında, bir markanın, arzu ettiği hedeflere ulaşabilmesi ve sürdürülebilirliğini devam ettirebilmesi için; pazarlama ve reklamın genel kuralı olarak “Görünür + Bilinir + Bulunur” olması, aslında üç farklı niteliği yansıtmakla birlikte, birbirini tamamlayan stratejik boyutları ifade etmekte!

Görünürlük…

Markanın; hedef kitlesi tarafından fark edilmesini + fiziksel ve dijital mağaza konumlarını…

Reklam + sosyal medya + etkinlikler + aktif sponsorluklarla, sürekli göz önünde olmalarını…

Bilinirlik…

Markanın; müşteri memnuniyeti ile kurum kimliğinin ve değerlerinin akılda kalmasını…

Söylemde ve eylemlerde tutarlıkları ve de güçlü hikâye anlatımları ile müşteri deneyimlerini…

Bulunurluk…

Markanın; ürünlerinin veya hizmetlerinin erişilebilir olmasını…

Doğru dağıtım kanalları + E-Ticaret platformları ve lojistik altyapılarını…

SEO Arama motorlarında ve dijital pazarlama kanallarında kolay bulunabilirliğini… Kapsar!

Kısaca; görünürlük markayı fark ettirir, bilinirlik markayı akılda tutar, bulunurluk ise markayı erişilebilir kılar. Bu üç unsur, birlikte olduğunda ise çoğunlukla rekabet avantajı sağlar!..

Ancak yapay zekânın, iş dünyasına çok hızlı bir şekilde dahil olduğu, içinde bulunduğumuz dönemlerde, kişisel veya kurumsal tüketicilerin; satın alma kararlarını verirken, detaylı “SEO” optimizasyon çalışmaları ile ilk sayfalarda bulunmanın ötesinde, çok daha detaylı sentezler yapabilen “AI uygulamalarına” yöneldikleri, açık bir şekilde ortaya çıkıyor!

Bu özel uygulamalar, tüketicilere o markanın; kendi hazırladığı reklam ve içeriklerden maada, ürün veya hizmet verilerini + satış sonrası hizmetlerini + kullanıcı yorumlarını + şikayet çözüm hızlarını ve dijital dünyadaki kurumsal verilerini tarayarak, daha detaylı yanıtlar sunabiliyor!..

Bu noktada pazarlama ekipleri için, kurumsal iletişim yönetimi; reklamın tasarımı ve tekrarı olmaktan çıkıp, “söylem ve eylem tutarlılığı” haline geliyor!

Yapay zekâ uygulamaları; yalnızca anahtar kelimeler ve içeriklerle ilgilenmiyor, tüm veriler arasındaki ilişkileri izleyerek, markaların yarattığı “kurumsal ayak izlerini” değerlendiriyor!..

Dolayısıyla etik ilkeler çerçevesinde, ürün veya hizmetlerinizle ilgili yapay zekâ destekli olarak markalarımızın; “görünür, bilinir ve bulunur” olmasını nasıl sağlayabiliriz? derseniz!

Markalar; yapay zekâ çağında “görünür” olmak için,

klasik SEO’nun ötesine geçerek “AI SEO” (GEO – Generative Engine Optimization) stratejilerine odaklanmakta fayda var. Yani, markalar; içeriklerini, yapay zekâ sistemlerinin kaynak olarak kullanabileceği şekilde, net ve veri odaklı ve de güvenilir hale getirmelidir. Bu; yalnızca arama motorlarında üst sıralarda çıkmak değil, aynı zamanda yapay zekâ destekli özetlerde ve önerilerde de yer almak anlamına gelir!..

Dijital Kimliği Net Tanımlama…

Özellikle tüm cihazlarla uyumlu çalışabilen web sitelerinde; şirket veya kurum kimliği + ürün bilgileri + hizmet kapsamı… Gibi içerikler “yapılandırılmış veri formatı”nda hazırlanmalıdır!

Veri Odaklı İçerik Üretimi…

İçerikler; somut + ölçülebilir + spesifik ve ürünlerle ilgili teknik bilgiler içermelidir!

GEO (AI SEO)…

Generative Engine Optimization; içeriklerin, yapay zekâ tabanlı arama sistemleri tarafından kaynak olarak görülmesini ve de kullanılmasını sağlar!

Dijital Otoriteyi Güçlendirme…

Güvenilir sitelerden bağlantı almak, sektörel otoritesi yüksek platformlarda yer almak veya haberlerde referans gösterilmek, markanın güvenilirliğini ön plana çıkartır!

Kullanıcı Yorumları ve Sosyal Kanıtlar…

Yapay zekâ sistemleri; kullanıcı yorumlarını, güven inşa etmek için kritik kriter olarak görür. Olumlu müşteri deneyimlerini öne çıkarmak da görünürlüğü artırır!..

Markaların; yapay zekâ çağında, ürün veya hizmetleriyle bilinirhale gelmesi için

yalnızca tüm mecralarda yoğun bir şekilde reklam vermekle değil, doğru stratejilerle dijital ekosistemlerde güvenilir bir kaynak olarak konumlanmakla mümkündür!..

Kişiselleştirilmiş Deneyimler…

Yapay zekâ uygulamaları; müşteri verilerini analiz ederek, kişiye özel öneriler sunar!

Akıllı İçerik Üretimi…

AI destekli içerik araçları, markaların; blog + sosyal medya ve kampanya içeriklerini daha hızlı ve hedef kitleye uygun şekilde üretmesine yardımcı olur!

Chatbotlar ve Dijital Asistanlar…

7/24 hizmet veren yapay zekâ destekli chatbotlar, müşteriyle sürekli etkileşim kurarak markanın bilinirliğini güçlendirir. Kullanıcı deneyimi iyileştikçe, marka daha çok akılda kalır!

Veri Odaklı Pazarlama…

AI, müşteri davranışlarını analiz ederek hangi kampanyaların daha çok ilgi gördüğünü ortaya çıkarır. Böylece, markalar; doğru mesajları doğru kişilere ulaştırarak, daha görünür hale gelir!

Trend ve İçgörü Takibi…

Yapay zekâ uygulamaları; sosyal medya ve dijital platformlarda, tüm trendleri analiz ederek markaların gündemde kalmasını sağlar!

GEO (Generative Engine Optimization) ile Bilinirlik…

Yapay zekâ tabanlı arama motorları, güvenilir ve net içerikleri öne çıkarır. Markalar, ürün ve hizmetlerini; açık + veri odaklı ve kullanıcı sorularına yanıt verecek şekilde sunarak, özellikle AI yanıtlarında yer alabilir!

Markaların; ürün ve hizmetleriyle “bulunur” olması için

Fiziki platformlarda yer almasından öte, yapay zekâ destekli keşif ve öneri sistemlerinde de görünür hale gelmeleri anlamına geliyor!..

AI Destekli Arama ve GEO (Generative Engine Optimization)…

Yapay zekâ tabanlı arama motorları, kullanıcı sorularına doğrudan yanıt verir!

Yapay Zekâ Destekli Pazaryerleri ve Öneri Sistemleri…

E-Ticaret platformları, AI algoritmalarıyla ürünleri doğru kişilere önerir. Markalar; ürün veya hizmet açıklamalarını ve de görsellerini optimize ederek, bu önerilerde daha sık yer alabilir!

Akıllı Asistanlarla Entegrasyon…

Siri, Alexa, Google Assistant gibi dijital asistanlar, kullanıcıya ürün veya hizmet önerirken, güvenilir kaynaklardan beslenir. Markaların; doğru yapılandırılmış net veriler sunması, bu asistanların markayı önermesini kolaylaştırır!

Yerelleştirilmiş ve Kişiselleştirilmiş Görünürlük…

AI; kullanıcıların konum ve davranışlarını analiz ederek en uygun markalara dikkat çeker!

Sosyal Medya ve İçerik Keşfi…

Yapay zekâ algoritmaları; trendleri ve kullanıcı ilgisini analiz ederek içerikleri öne çıkarır!

Sık Sorulan Sorular

1. GEO (Generative Engine Optimization) nedir?

GEO (Generative Engine Optimization), içeriklerin yalnızca arama motorları için değil, ChatGPT, Gemini ve benzeri üretken yapay zekâ sistemleri tarafından da güvenilir kaynak olarak kullanılmasını hedefleyen optimizasyon yaklaşımıdır. GEO’nun amacı, markaların yapay zekâ destekli yanıtlar ve öneriler içinde görünürlüğünü artırmaktır.

2. GEO ile SEO arasındaki temel fark nedir?

SEO, web sitelerinin arama motorlarında üst sıralarda yer almasına odaklanırken; GEO, içeriklerin üretken yapay zekâ sistemleri tarafından anlaşılmasını, güvenilir bulunmasını ve yanıt oluştururken referans alınmasını hedefler. Günümüzde etkili bir dijital görünürlük stratejisi, SEO ve GEO çalışmalarının birlikte yürütülmesini gerektirir.

3. Yapay zekâ markaları nasıl değerlendiriyor?

Üretken yapay zekâ sistemleri yalnızca web sitelerini incelemekle yetinmez. Haber içerikleri, kurumsal web siteleri, kullanıcı yorumları, akademik kaynaklar, sektörel yayınlar ve dijital platformlardaki diğer güvenilir verileri birlikte analiz ederek markalar hakkında kapsamlı değerlendirmeler oluşturabilir.

4. Yapay zekâ çağında markaların görünür olması neden daha önemli hâle geldi?

Tüketiciler artık yalnızca arama motorlarını değil, yapay zekâ destekli platformları da bilgi edinmek ve ürün ya da hizmet karşılaştırması yapmak için kullanıyor. Bu nedenle markaların yalnızca dijital ortamda yer alması değil, doğru bilgilerle temsil edilmesi ve güvenilir kaynaklar arasında gösterilmesi de önem taşıyor.

5. Markalar GEO çalışmalarına nereden başlamalı?

İlk adım, kurumsal dijital varlıkların gözden geçirilmesidir. Güncel ve doğru bilgiler içeren bir web sitesi, yapılandırılmış veri kullanımı, güvenilir içerik üretimi, güçlü kurumsal iletişim, kullanıcı deneyimi ve dijital itibar yönetimi GEO çalışmalarının temelini oluşturur.

6. Yapay zekâ tarafından önerilen markalar nasıl öne çıkıyor?

Yapay zekâ sistemleri; tutarlı kurumsal iletişim, güvenilir içerik, güçlü dijital itibar, olumlu kullanıcı deneyimleri ve farklı platformlarda doğrulanabilen bilgiler sunan markaları daha güvenilir kaynaklar olarak değerlendirme eğilimindedir.

7. Kurumsal iletişim GEO çalışmalarına nasıl katkı sağlar?

Kurumsal iletişim; markanın mesajlarını tutarlı, doğru ve güvenilir şekilde paydaşlarına ulaştırarak dijital ayak izini güçlendirir. Basın görünürlüğü, uzman görüşleri, lider iletişimi ve kaliteli içerikler, yapay zekâ sistemlerinin markayı daha sağlıklı değerlendirmesine katkı sağlayabilir.

İşveren markası olma yolunda; kaliteli ürün ve hizmetlerinizle + özellikle çağrı merkezleri de

dahil çalışanlarınızın memnuniyetiyle, daha mutlu bir gelecek için her şey gönlünüzce olsun!..

ALİ RIZA DEĞER

 

Ali Rıza Değer Kimdir?

Ali Rıza Değer, İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ve Marmara Üniversitesi Maliye Bölümleri’ndeki eğitiminin ardından çalışma hayatına tanıtım ve pazarlama sektörlerinden başladı. Bu alanlarda yaklaşık 30 yıl boyunca; İş Bankası, Paşabahçe, Aygaz, İzocam, Lombardini, Honda, Rowenta, JVC, KİP, IBM, Pimas, Sandoz, İngiltere Konsolosluğu, Kaleterasit, Kalebodur, Kalekim, Kaledekor, Kalevit ve Çanakkale Seramik gibi birçok şirkete, Türkiye’nin her yerinde, KKTC’de ve Almanya’da çeşitli hizmetler verdi.

Ali Rıza Değer halen; ilaç, kozmetik, gıda, tanıtım ve eğitim sektörlerinde Yönetim Danışmanlığı ve Genel Koordinatörlük görevleriyle birlikte, Sosyal Sorumluluk Projeleri, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi & Kurumsal Sosyal Sorumluluk gibi konularda “Proje Başkanı” olarak, çalışmalarına devam etmektedir.