- İSO 500 2025 Raporu Neyi Gösteriyor?
- Nominal Büyüme ile Reel Büyüme Arasındaki Fark Nedir?
- Kâr toparlanıyor, kalite sınavı sürüyor
- Operasyonel Kârlılık Artıyor, Peki Risk Nerede?
- Borçluluk Sanayinin Yeni Gündemi mi?
- Büyüme nakde dönüşüyor mu?
- Sektörel Dönüşüm: Savunma Sanayii Neden Öne Çıkıyor?
- Verimlilik Artıyor Ama Nasıl?
- Raporlar Neden Sadece Veri Değil, Stratejik Karar Aracıdır?
- Sık Sorulan Sorular
İSO 500 2025 verileri, Türkiye sanayisinin nominal olarak büyümeye devam ettiğini; ancak reel büyümenin sınırlı kaldığını gösteriyor. Operasyonel kârlılık toparlanırken finansman giderleri, kur baskısı ve artan borçluluk şirketlerin finansal dayanıklılığı üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Buna karşın katma değer üretimindeki güçlü artış, sanayide verimlilik ve üretim kalitesinin yükseldiğine işaret ediyor.
İstanbul Sanayi Odası Birinci 500’ün 2025 verilerini esas alan, BESFİN tarafından hazırlanan “İSO Birinci 500 – 2025 Genel Görünümü” çalışması Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının performansını büyüklük sıralaması üzerinden okurken kümülatif gelir tablosunu, borç yapısını, işletme sermayesini, kârlılığı, istihdamı ve sektörel ağırlık değişimlerini de değerlendiriyor. Şu soruyu soruyor: Şirketlerin büyümesi ne kadar reel, ne kadar kârlı ve ne kadar sürdürülebilir?
Türkiye gibi yüksek enflasyonun şirket bilançolarını, satışları ve kârları hızla büyüttüğü bir ekonomide rakamların yükselmesi tek başına fazla şey anlatmaz. Bir şirketin cirosu artabilir. Ölçeği nominal olarak büyüyebilir. Bilançonun gerçek gücü aynı hızla gelişmeyebilir. Hatta şirket daha büyük görünürken sermaye yapısı zayıflayabilir, nakit döngüsü uzayabilir, finansman yükü artabilir.
Raporun Ne Diyor?
- Büyüme var.
- Reel karşılığı sınırlı.
- Operasyonel kârlılık toparlanıyor.
- Finansman ve kur baskısı sürüyor.
- Borç yükü artıyor.
- Nakit dönüşümü uzuyor.
İSO 500 2025 Raporu Neyi Gösteriyor?
İlk bakışta güçlü bir büyüme var. İSO 500 şirketlerinin üretimden satışları yüzde 28 artarak 11,1 trilyon TL’ye, net satışları yüzde 27 artarak 13 trilyon TL’ye ulaştı. Bu büyüklükler Türkiye sanayisinin nominal ölçekte genişlemeye devam ettiğini gösteriyor.
Üretici fiyatlarındaki artışı hesaba kattığınızda görüntü değişiyor. Üretimden satışlardaki reel artış yalnızca yüzde 2,1, net satışlardaki reel artış yüzde 1,3 düzeyinde kalıyor. Başka bir ifadeyle sanayi şirketleri TL cinsinden daha büyük bir ölçeğe ulaşıyor; reel satış performansı üretici fiyatlarının sınırlı ölçüde üzerine çıkabiliyor.
Nominal Büyüme ile Reel Büyüme Arasındaki Fark Nedir?
Nominal büyüme size şirketin rakamsal olarak ne kadar genişlediğini söyler. Reel büyüme, o genişlemenin ekonomik karşılığını gösterir. İkisini birbirinden ayırmadığımızda fiyat artışını gerçek performans sanabiliriz.
Raporun en dikkat çekici olumlu sonucu satıştan çok katma değerde ortaya çıkıyor. Brüt katma değer yüzde 99,6 artarak 3,7 trilyon TL’ye ulaşıyor. Reel artış yaklaşık yüzde 59,3. Satışların reel olarak sınırlı büyüdüğü bir yılda katma değerin bu ölçüde artması önemli. Sanayinin yalnızca daha yüksek fiyatla daha fazla satış yapmadığını; ürün karması, verimlilik, fiyatlama gücü ve üretim yapısı üzerinden daha fazla ekonomik değer üretebildiğini düşündürüyor.
2025’in olumlu hikâyesi satış büyüklüğünden çok, katma değer ve operasyonel kârlılıkta yazılıyor.
Kâr toparlanıyor, kalite sınavı sürüyor
2024, İSO 500 şirketleri açısından zayıf kârlılık tabanı yaratmıştı. 2025 verileri bu düşük tabandan belirgin bir toparlanma gösteriyor.
FAVÖK yüzde 37,4 artarak 1,8 trilyon TL’ye ulaşıyor. Vergi öncesi dönem kârı yüzde 64,7 artarak 440,6 milyar TL’ye çıkıyor. FAVÖK marjı yüzde 12,8’den yüzde 13,9’a, vergi öncesi kâr marjı yüzde 2,6’dan yüzde 3,4’e yükseliyor.
Şirketlerin ana faaliyetlerinden daha yüksek kâr üretmeye başladığını, maliyetlerini satışlara göre daha kontrollü yönettiğini gösteriyor. Brüt kâr yüzde 41,9, faaliyet kârı yüzde 57,1 artıyor. Gelir tablosunun üst kısmında açık bir iyileşme var.
Operasyonel Kârlılık Artıyor, Peki Risk Nerede?
Finansman giderleri yüzde 38,1 artarak 855 milyar TL’ye çıkıyor. Kambiyo zararları yüzde 108,9 artarak 1,2 trilyon TL’ye ulaşıyor. Operasyonel faaliyet daha güçlü sonuç üretirken finansman ve kur yükü kârın önemli bölümünü eritiyor. Şirket iyi üretmiş, iyi satmış, faaliyet kârını artırmış olabilir. Borcun maliyeti ve döviz pozisyonu nihai sonucu belirlemeye devam ediyor.
FAVÖK marjının yüzde 13,9’a yükselmesi olumlu. Bu oran hâlâ 2023’teki yüzde 15,7’nin altında. Özkaynak kârlılığı yüzde 6 düzeyinde. Yüksek enflasyon ve finansman maliyeti ortamında yüzde 6’lık özkaynak getirisi güçlü bir reel sermaye getirisine işaret etmiyor.
Rapor kârlılığın kalitesini sorguluyor.
Borçluluk Sanayinin Yeni Gündemi mi?
Bilanço verileri, raporun daha temkinli tarafını oluşturuyor.
Aktif toplamı yüzde 23 artarak yaklaşık 15 trilyon TL’ye, özkaynaklar yüzde 15,8 artarak 7,3 trilyon TL’ye yükseliyor. Nominal tablo yine büyüme gösteriyor. Yıl sonu üretici enflasyonuyla düzeltildiğinde aktif toplamı reel olarak yüzde 3,7, özkaynaklar yüzde 9,3 geriliyor.
Şirketler satışlarını nominal olarak büyütürken reel bilanço büyüklükleri zayıflıyor. Özkaynak artışı hem enflasyonun hem de borç artışının gerisinde kalıyor.
Toplam mali borçlar yüzde 41,6 artarak 3,9 trilyon TL’ye ulaşıyor. Mali borcun özkaynaklara oranı yüzde 44’ten yüzde 53,8’e çıkıyor. Toplam borcun varlıklar içindeki payı yüzde 50,9’a yükselirken özkaynağın payı yüzde 49,1’e geriliyor. Böylece bilanço finansmanında borç, özkaynağın önüne geçiyor.
Kısa vadeli mali borçlar yüzde 44,6 ile uzun vadeli borçlardan daha hızlı artıyor. Bu, önümüzdeki dönem nakit akışı ve yeniden finansman ihtiyacı açısından daha fazla baskı anlamına geliyor.
Net finansal borç yüzde 46,3 büyüyerek 2,8 trilyon TL’ye çıkıyor. FAVÖK artışı yüzde 37,4’te kalıyor. Dolayısıyla borç, şirketlerin operasyonel nakit yaratma kapasitesinden daha hızlı artıyor. Net finansal borç/FAVÖK oranı 1,44’ten 1,54’e yükseliyor. Oran yönetilebilir bir düzeyde görünse de yönü yukarı. Bazen tek bir oran seviyesinden çok, oranın nereye gittiği daha anlamlıdır.
Operasyonel iyileşme, finansal dayanıklılıkta aynı ölçüde karşılık bulmuyor.
Büyüme nakde dönüşüyor mu?
2025’te ticari alacaklar satışlardan daha hızlı büyüyor. İşletme sermayesi döngüsü 81 günden 84 güne uzuyor. Bu üç günlük fark ilk bakışta küçük görünebilir. İSO 500 ölçeğinde tahsilat süresindeki her uzama ciddi bir finansman ihtiyacı yaratır.
Şirket satışı yapıyor. Gelirini hemen nakde çeviremiyor. Alacağını finanse etmek zorunda kalıyor. Finansman maliyetinin yüksek olduğu bir ortamda büyümenin bedeli de yükseliyor.
Bu nedenle sürdürülebilir büyüme daha fazla satış yapmak kadar satışı nakde çevirebilmek, kısa vadeli borcu yönetebilmek, kur riskini sınırlandırmak ve özkaynağı koruyabilmektir.
Türkiye sanayisi 2025’te operasyonel olarak kendini toparlamış, katma değer üretimini güçlendirmiş, aynı anda finansal dayanıklılık sınavını ağırlaştırmış görünüyor.
Sektörel Dönüşüm: Savunma Sanayii Neden Öne Çıkıyor?
Raporun dikkat çekici yönlerinden biri de yalnızca şirketleri değil, sektörleri konuşturması. Çünkü sanayi dediğimiz yapı tek parça değil. Aynı ekonomik koşullar altında faaliyet gösteren sektörler birbirinden tamamen farklı sonuçlar üretebiliyor.
2025 verileri incelendiğinde otomotiv sektörü üretimden satışlarda liderliğini koruyor. Petrol ürünleri, demir-çelik, kimya ve gıda yine ağırlığını sürdürüyor. Dikkat çekici yükseliş savunma sanayinde görülüyor. Özellikle yüksek teknoloji, ihracat odaklı üretim ve kamu destekli yatırımların etkisiyle savunma şirketleri hem üretim hacmi hem de kârlılık açısından genel ortalamanın üzerinde bir performans sergiliyor. Türkiye’nin sanayi kompozisyonunun değişmeye başladığını da gösteriyor.
Dönüşüm dünya ile de paralel ilerliyor. Jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi ve teknolojik bağımsızlık arayışı yalnızca devletlerin değil, şirketlerin yatırım kararlarını da etkiliyor. Savunma sanayi askeri üretim anlamına gelmiyor; elektronikten yazılıma, kompozit malzemeden yapay zekâ uygulamalarına kadar onlarca alt sektörü besleyen bir ekosistem oluşturuyor.
Verimlilik Artıyor Ama Nasıl?
Dikkatle okunması gereken bölümlerinden biri istihdam verileri. İlk bakışta çalışan sayısındaki artış sınırlı görünüyor. Buna karşılık kişi başına üretilen katma değer belirgin biçimde yükseliyor. Bu durum iki farklı gelişmeye işaret ediyor.
- Birincisi, teknoloji yatırımlarının üretim süreçlerine daha fazla girmesi.
- İkincisi ise üretimin daha yüksek katma değerli alanlara kayması.
Daha fazla insan çalıştırarak büyüyen bir sanayi yerine, daha yüksek verimlilik üreten bir sanayi yapısı oluşmaya başlıyor. Sürdürülebilir olması için insan kaynağının niteliği de aynı hızla gelişmek zorunda.
Önümüzdeki dönemin rekabeti ucuz iş gücü üzerinden değil, nitelikli üretim kapasitesi üzerinden şekillenecek.
Raporlar Neden Sadece Veri Değil, Stratejik Karar Aracıdır?
İSO 500 üzerine hazırlanan bu çalışmayı değerli bulmamızın nedeni İndeks İçerik İletişim Danışmanlık çalışmalarında uyguladığımız çalışma stratejisini anlatmamızda yardımcı bir örnek oluşturmasıydı. Fark en fazla veriye sahip olmak değil, veriyi en doğru sorulara dönüştürebilenler.
Raporun anlattıklarını raporu nasıl okuduğumuzla birleştirmek istedik. Çünkü raporlar veri üretirken düşünce üretir. Okuyucuya tek bir sonuç dayatmaz. Yeni sorular sorar, sorulmasına ön ayak olur. Örneğin:
- Türkiye sanayisi gerçekten büyüyor mu?
- Kârlılık kalıcı mı?
- Borçlanma sürdürülebilir seviyede mi?
- Katma değer artışı hangi sektörlerden geliyor?
- Verimlilik hangi yatırımlarla yükseliyor?
- İhracatın niteliği değişiyor mu?
Veriye ulaşmak artık zor değil. Rekabet avantajı, veriyi doğru sorularla yorumlayabilmekte ortaya çıkıyor. Kurumların faaliyet raporları, sektör analizleri ve araştırmaları; yalnızca geçmişi anlatan belgeler değil, stratejik karar süreçlerini besleyen iletişim araçlarıdır.
İndeks İletişim olarak araştırmaları, faaliyet raporlarını ve sektörel verileri yalnızca özetlemiyor; kurumların karar alma süreçlerini destekleyen, okuyucuya yeni bakış açıları kazandıran içeriklere dönüştürüyoruz.
Raporu Kim Hazırladı? İSO Birinci 500 verileri, İstanbul Sanayi Odası’nın uzun yıllardır sürdürdüğü en önemli referans çalışmalarından biri. Bu yazıda yararlanılan analiz ise söz konusu verileri esas alarak BESFİN tarafından hazırlanmış kapsamlı değerlendirme raporuna dayanıyor. BESFİN; finansal analiz, sektör araştırmaları, makroekonomik değerlendirmeler ve şirket performans analizleri üreten bağımsız bir araştırma kuruluşu.
Sık Sorulan Sorular
İSO 500 nedir?
İSO 500, İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayımlanan ve Türkiye’nin üretimden satışlara göre en büyük 500 sanayi kuruluşunu sıralayan araştırmadır.
İSO 500 verileri neden önemlidir?
Çünkü yalnızca şirket sıralaması sunmaz; üretim, satış, ihracat, istihdam, kârlılık, borçluluk ve finansal yapı gibi göstergeler üzerinden Türkiye sanayisinin genel görünümünü ortaya koyar.
Nominal büyüme ile reel büyüme arasındaki fark nedir?
Nominal büyüme fiyat artışlarını da içerirken, reel büyüme enflasyon etkisinden arındırılmış gerçek performansı gösterir.
FAVÖK neden önemli bir göstergedir?
FAVÖK, şirketlerin ana faaliyetlerinden elde ettiği operasyonel performansı gösterdiği için finansman yapısından bağımsız bir kârlılık göstergesi olarak değerlendirilir.
Katma değer artışı neden dikkat çekicidir?
Katma değerin artması, şirketlerin yalnızca daha fazla satış yapmadığını; daha verimli üretim gerçekleştirdiğini ve ekonomik değer oluşturduğunu gösterir.
İSO 500 raporu yatırımcılar için neden önemlidir?
Yatırımcılar, şirketlerin yalnızca büyüklüğünü değil; finansal dayanıklılığını, borç yapısını, kârlılığını ve uzun vadeli sürdürülebilirliğini değerlendirmek için bu verilerden yararlanır.

